DÜŞÜNEN İNSAN
 
  ANA SAYFA
  ARİSTO VE ETKİLERİ
  BARUCH DE SPINOZA
  BERTOLT BRECHT
  BLAISE PASCAL
  DESCARTES
  FRANCIS BACON
  GALILEO GALILEI
  HİPOKRAT VE HİPOKRAT YEMİNİ
  HOMEROS İLYADA VE ODYSSEIA
  ISAAC NEWTON
  JACK LONDON
  JOHANNES KEPLER
  JOHN LOCKE
  KONFÜÇYÜS ÜZERİNE
  MIGUEL DE CERVANTES
  MIKOLAJ KOPERNIK
  MONTAIGNE VE DENEMELERİ
  ÖKLİD VE TEOREMLERİ
  PİR SULTAN ABDAL VE MÜCADELESİ
  PLATON'UN HAYATI VE DÜŞÜNCELERİ
  THOMAS HOBBES
  VERGİLİUS
  AKIL ÜZERİNE FELSEFİ SÖZLER
  AŞK VE AİLE ÜZERİNE FELSEFİ SÖZLER
  İNSAN ÜZERİNE FELSEFİ SÖZLER
  ÖZGÜRLÜK UMUT ÜZERİNE FELSEFİ SÖZLER
  DOSTLUK ÜZERİNE FELSEFİ SÖZLER
  ÖLÜM ÜZERİNE FELSEFİ SÖZLER
  DÜŞÜNCE TARİHİNDE MÜZİĞİN GELİŞİMİ
  ÖNERDİĞİMİZ SİTELER-SİTENİ EKLE
  ANKETLER
  ZİYARETCİ DEFTERİ
VOLTAIRE GÖRE İDEA (DÜŞÜNCE): Düşünce nedir? Beynimde, resim halinde canlanan bir imge. Demek ki bütün düşünceleriniz imgelerden ibarettir. Elbette; çünkü en soyut düşünceler bile gördüğüm bütün nesnelerin devamından başka bir şey değildir. Genel olarak varlık sözünü özel varlıkları tanımış olduğum için kullanıyorum. Sonsuzluk sözünü de, bir takım sınırlar gördüğüm, bu sınırları da genişletebildiğim kadar genişlettiğim için söylüyorum; kafam imgelerle dolu olduğu içindir ki düşüncelerim var. Peki bu tabloyu yapan ressam kim? Herhalde ben değilim, çünkü doğru dürüst resim yapmasını beceremem. Bir yetiden (insanda doğal olarak bulunan bir şeyi yapabilme gücü) yararlanan, düşünenden daha çok, hiç değilse daha iyi bilir, daha mutludur. Ama ne yapayım? Kafamda toplanıp birbiriyle çarpışan, iliğimdeki gözleri savaş meydanı olarak seçen bütün o düşünceleri kabul etmek, etmemek benim elimde olan bir şey değildi ki.birbirleriyle adamakıllı dövüştükten sonra, kalan döküntülerinden kararsızlıktan başka bir şey elde edemedim. Bunca düşünce sahibi olup, düşüncenin özünü, ne olduğunu doğru dürüst bilememek çok acıklı bir şey. Gerçekten öyle; ama bilmediğini biliyormuş sanmak daha da acıklı, daha budalaca bir şeydir.

ANDEBİ’YE GÖRE DÜŞÜNCE: Kör karanlık kuyunun dibinde kalmış bir insanın, yukarıdan sarkıtılan bir iple kendini yukarı çekerek gün ışığına ulaşması sonucundaki eylemler zincirlerinin başındaki ipi aşağı sarkıtma yargısından önce oluşan zihinsel etkinliktir. Düşünceyi şöyle de açıklayabiliriz: Düşünce=>düşün=>düş. Düş= hayal. Hayal gerçek bir şey değildir ancak düşünce hayalleri gerçekleştirmeye yönelik ortaya konan bir planlamadır. Günlük yaşantımızdaki davranışlarımızın temelinde düşünce, yargı ve eylem gelir. Süreç bu sıralamayla oluşur. Yani düşünce eylemin en başındadır. Bazen insanı hayvanlardan ayıran şeyin düşünmesi olduğu söylense de bu tamamen doğru bir tanımlama değildir. hayvan davranışlarında da eylem öncesi oluşan yargıdan önce zihinsel etkinlik vardır. bu nedenle hayvanlar da düşünür. Ancak insan gibi yeni düşünce üretemez. Yani insanı hayvandan ayıran temel durum insanın yeni düşünce üretebilmesidir. Koşullarını ve yaşam biçimini tarihi süreç içinde sürekli değiştirebilmesidir. Bir balina yüz yıl önce nasıl yaşıyorsa şimdi de aynı şekilde yaşamaktadır. İnsanın yüz yıl öncesi ile şimdiki yaşantısı arasında farklar oldukça fazladır.
ORFEUS VE EURIDICE: Yunan mitolojisinde romantik bir serüvenin kahramanı olan Orfeus, Trakya Kralı Oeagre’nin Kalliope adlı (insanların güzel konuşma, merhamet duyma ve inandırma güçlerini yöneten) ilham perisinden olan oğludur. Başka bir rivayete göre de Orfeus, Apollo’nun Klio adlı(insanların şiir ile tarihe olan ilgilerini yöneten) ilham perisinden dünyaya gelen oğludur. Argonautlar seferine de katılan Orfeus’a Apollon günün birinde bir lir verir. Orfeus lir çaldıkça bütün doğa kendinden geçer, vahşi hayvanlar kulak kesilir, ağaçlar, kayalar müziğin büyüsü ile yürümeye başlar. Orfeus, Euridice isimli sevgilisiyle evlendiği gün, Euridice’yi bir yılan sokup öldürür. Bu korkunç durum karşısında Orfeus karısını bulmak için yer altı ülkesine kadar gitmeyi göze alır. Müziğinin olağanüstü büyüsüne başta tanrılar tanrısı Zeus ve hatta ölüler ülkesinin merhametsiz tanrıçası Persefon bile hayran kalır. Orfeus’a acıyan tanrılar, Euridice’yi bir şartla geri vermeyi Orfeus’a vaat ederler. Bu şarta göre; Orfeus’un ölüler ülkesinden çıkıncaya kadar Euridice’nin yüzüne bakmaması gereklidir. Ancak Orfeus yolda dayanamaz ve Euridice’nin gelip gelmediğini anlamak için arkasına bakar ve bakınca da Euridice tekrar geri alınır. Yeryüzüne eli boş dönen Orfeus bütün kadınlardan nefret eder ve bir rivayete göre de Bakantlar tarafından parçalanarak ölür. Çektiği özlemin ateşini bir türlü dindiremeyen Orfeus’un kendine hakim olamayıp merakına yenilmesi her şeyin sonu olur ve böylece güçleri kendinde toplayabilmenin, kendine hakim olmaktan geçtiği gerçeği bu konunun merkezinde yer alır.
DÜŞÜNCE TARİHİNDE MÜZİĞİN GELİŞİMİ:
Eski Yunanca’da melos kelimesi şarkı anlamına gelmektedir. Günümüzde kullanılan melodi kelimesinin kökü bu terime dayanır. Bir hece üzerinde söylenen uzun süslü ezgiler için kullanılan melisima terimi de yine aynı kökten türemiştir. Eski Yunan müziğiyle ilgili belgelerin azlığına karşın, Yunanlı düşünürlerin geliştirdiği kuramlar günümüze kadar gelmiş, özellikle de Ortaçağ Avrupası’nın müzik kültürünü derinden etkilemiştir. Platon ve Aristoteles müziğin doğası, evrendeki yeri, insanlar üzerindeki etkileri ve toplum içindeki uygulamaları hakkında yazmışlardır. Pitagoras ve yandaşları müziğin fiziksel evrenin temel anahtarı olan matematikle çok yakın ilişkide olduğu kanısındaydılar. Pitagoras sesler arasındaki aralık ilişkilerin matematiksel bağlantılarını keşfetmiş, oran hesaplarını matematiğe dayanarak ortay çıkarmıştı.Antik Yunan ve Roma’da müzik, çalgılar, Rönesans döneminde müzik ve Rönesans’ta çalgılar için TIKLAYINIZ
PİR SULTAN ABDAL VE MÜCADELESİ

PİR SULTAN ABDAL

Pir Sultan Abdal, 16. yüzyıl Osmanlı toplumunda yaşamış, şiiri ve eylemleriyle halka mal olmuş, halkla bütünleşmiş bir dava adamı ve lider ozandır. Alevi-Bektaşi edebiyatının en büyük şairi kimdir ? diye sorsak, cevabı kuşkusuz Pir Sultan Abdal’dır. Pir Sultan’ın politik yönü, “şah!,şah!” deye şiirlerinde geçen ünlemelerinden de anladığımıza göre, 16. yüzyıl Alevi-Kızılbaş halkının Sünni Osmanlı Devleti’ne başkaldırışının sözcülüğü ve liderliğidir.

Pir Sultan’ın Padişah’a karşı Şahtan yana olması, kendi imparatoruna karşı yabancı bir imparatoru tutmak değildir. Anadolu köylüsünün dili ve yoksulun özgürlük istemiyle koşuşan, satılmış softaların karşısına dikilen Pir Sultan, insanın insana kulluğunun hiçbir türlüsüne boyun eğecek yaradılışta değildi. Onun Osmanlı Sarayı’na ve bütün saraylara karşı halkın savunucusu saymadan kişiliğine, şiirlerine anlam verebilmek mümkün olmayacağı gibi asılması olayını da kolaylıkla açıklayamayız. Pir Sultan halkın, kendinden kopmuş bir saraya direniş simgesiydi. Suç işleyen Pir Sultan değil Padişahın ta kendisiydi aslında. Halkına ihanet etmiş bir Padişah, padişah’a karşı gelen bir ozandan daha az suçlu olamaz elbette. İnsanlık anlamında bile Pir Sultan, halkından haberi olmayan saraydaki sağır sultandan iyiydi. Bir tarafta sarayın surları içine kapandıkça kapanan köylünün halinden haberi olmayan bir sultan, bir tarafta Sivas’ın Banaz Köyü’nden dünyaya açılan Pir Sultan. Osmanlı padişahı halktan koptukça koparken, halk doğal olarak kendinden kopmayan devrimcilere sıkı sıkıya sarılmıştı.

Sanatçının ürettiklerinin ve anlatmak istediklerinde yaşadığı dönemin sosyal, siyasal ve toplumsal dokusundan mutlaka izler vardır. Bu nedenle Pir Sultanı ve düşüncelerini daha iyi anlamak için öncelikle 16. yüzyıldaki Osmanlı toplumsal yapısından bahsetmek daha doğru olacaktır.

Bir toplumdaki sosyal doku ile toplumsal halk muhalefeti arasında mutlaka diyalektik bir bağ vardır. Bir hareketin doğuş nedenini toplum düzeninin biçiminde, ekonomik ve sosyal karakterinde aramak gereklidir. Bilindiği gibi Osmanlı toplumunun sosyal dokusu, egemenlik altına alınan toprakların doğal ve özgül koşullarına göre değişiklik gösteriyordu. Birbirinden farklı bir çok toplum düzeninin bazen yalın bazen de karmaşık olarak yan yana yaşadığı görülüyordu. İlkel bir aşiret yaşantısının yanında, gelişmiş şehir lonca sistemi, toprak köleliğine dayanan derebeylik düzeninin yanında milletlerarası kervan ticareti gibi birbirinden yapı bakımından farklı oluşumlar, ekonominin karmaşık yüzünü oluşturuyordu.

Sözgelimi ele geçirilen bazı bölgelerde bazı derebeylerin mülkiyet hakları aynen korunmuştu. Osmanlılar’da Beyrut, Suriye, Halep, Bağdat, Basra, Hicaz, Yemen vilayetleri ile Kürt Beylikleri; Rumeli’de Bosna-Hersek, Eflak, Boğdan, bölgeleri Osmanlı toprak sisteminin dışında bırakılmıştı. “burada toprak ve köylü, aşiret şeyhlerinin, derebylerinin, feodallerin öz malıydı.” Bizans ve Trabzon İmparatorlukları yaşamlarını sürdürürken, burada da toprak köleliğine dayalı sıkı bir feodalizm egemendi.

Anadolu’nun dışında kalan bölgelerde  üretim ilişkileri böyleyken, Orta Anadolu’da yani Pir Sultan’ın yaşadığı coğrafyada durum neydi acaba?
 Osmanlı Sultanı’nın mülkün ve yönetimin tek sahibi olduğu gerçekte salt bir formülden başka bir şey değildi. Gerçek böyle değildi. Büyük devlet memurları, vezirler yani feodal eşraf ve Osmanlı Devleti’nin aristokrat zümresi Sultan namına devleti idare ediyordu. Osmanlı Devleti’nin siyasi anlayışı feodalite zümresi çıkarlarına uygun biçime sokulmuştu. Din adamları, Kanunname-i Cedid gibi kanunnamelerle feodalizme dinsel kılıflar hazırlanmıştı. Padişah, sadrazam ve şeyhülislam arasında sıkı bir dayanışma vardı. Padişahın fermanları, sadrazamın hükümleri ve şeyhülislamın fetvaları birbirini tamamlar nitelikteydi. Sonrakiler öncekinin görüşlerine kılıf hazırlayarak destek çıkıyorlardı. Marks’ın dediği gibi “iktisadi bir modele nitelik kazandıran mülkiyet biçimi değil üretim ilişkilerinden ortaya çıkan sömürü biçimidir.” Osmanlı’da da üretim ilişkilerine bakınca bazı bölümlerde feodal yapıyı kolaylıkla görebiliriz.

Osmanlı’daki toprak dağılımını üç grupta toplayabiliriz:
1- kişisel arazi ve mülkler(sultan tarafından kişilere verilen mülkler)
2- vakıf arazi ve mülkler(dinsel yollarla edinilen büyük mülkler)
3- devlete ait arazi ve mülkler( sarayın ve askeri feodallerin elindeki mülkler)
Devlet arazilerindeki dağılımın en belirgin biçimi “timar” olarak adlandırılır. Timar’ın kurumsal anlamı şudur: Devlet(sultan, padişah) belirli topraklar üzerindeki gelirlerini belli bir hizmet karşılığında ordu mensuplarına bırakmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nda gözlenen has, zeamet ve timar, belli yörelerin toprak ve öteki gelirlerinin asker, sivil yöneticilere verilmesi biçimindeydi. Bu topraklarda çalışan köylü herhangi bir mülkiyet hakkına sahip değildi. Toprağı işler, ürünün çok büyük bir bölümünü vergi olarak verirdi. Bu vergi aşar ya da haraç olarak adlandırılıyordu. Osmanlı Döneminde öşür,haraç ve ciziye olmak üzere halktan alına vergilerin seksen tür olduğu kimi kaynaklarda belirtilir. Günümüz iletişim araçlarına rağmen vergi kaçakçılığı, rüşvet ve yolsuzlukların boyutu düşünüldüğünde o dönemin vergi sisteminde nelerin yaşandığını ve halkın neler çektiğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Biraz da Osmanlı Devleti’ndeki  ideolojik yapıya değinmek gerekir. Sınıflı toplumların tümünde olduğu gibi Osmanlı toplumunda da ezen ve ezilen sınıflar ile bunların kendine has ideolojileri olacağı açıktır. Avrupa dahil feodal toplumlarda olduğu gibi Osmanlı Devleti’nde de dinsel ideolojiler egemendi. Bu da bir çeşit ümmetçilikten ibaretti. Osmanlı toplumunda islami devlet olmanın sonucu olarak en büyük kanun şeriat kanunları geçerliydi.

Osmanlı İmparatorluğu’nda egemen resmi ideoloji olan Sünnilik daha çok saray çevresi ile taşradaki egemen katmanlar arasında, Mevlevilik daha çok şehir çevrelerinde, Bektaşilik kasaba çevrelerinde, Alevilik ve türevleri ise daha çok kırsal kesimlerde ve İslamlığı seçmek zorunda bırakılan gayrı Müslim unsurlar arasında barınmıştı. Feodalizmin ideolojisi ümmetçiliğin Anadolu’daki yansıması olan Sünnilik, kurumlaşmış düşünce olarak egemen kesimin sömürü ve baskı öğretisi haline dönüşürken; ezilen düşünce olarak Alevilik ve türevleri  (Kızılbaşlık, Babailik,bedreddinilik gibi) gibi heterodoks (farklı düşünceler)  düşünceler de köylülüğün öğretisine dönüştü. Alevilik inanç sistemi, feodal toplumdaki emekçi kesimin düşüncesi durumundaydı. Aslında Anadolu’daki dinsel görünümlü halk hareketleri, Avrupa’daki benzeri köylü ayaklanmaları gibi özünde sınıfsal mücadeleden başka bir şey değildi.

Çağdaş düşünce sistemlerinin ve değer yargılarının yerleşmediği dönemlerde, dini kurumların önemi oldukça büyüktü. Çünkü din yönetici kesimlerin başlıca sömürü ve baskı aracıydı. Bunun en çarpıcı ve en acılı örneklerinden biri 1514’ de gerçekleştirilen alevi katliamıdır. Osmanlı Padişahı Yavuz Selim, bir paylaşım savaşı ve genişleme kavgası olan Çaldıran Savaşı’ndan önce emekçi kitleleri yanına çekemeyeceğini anlayınca halkı harekete geçirmek ve çıkar savaşına araç edebilmek için Anadolu’ya gönderdiği memurları ve askerleri aracılığı ile yediden yetmişe Kızılbaş-Alevileri defter ettirmiş(fişlemiş yani) elli binden fazla kişinin yok edilmesi ve binlerce evin tahrip edilmesi ile sonuçlanan kitle katliamına girişmişti.

Özellikle Yavuz’un Halifeliği Savaş yoluyla alarak, Osmanlı İmparatorluğunda Sünniliği resmi ideoloji haline getirmesi, sarayla halk arasındaki inançsal-düşünsel çelişkiyi daha da arttırmıştır. Öte yandan Safevi Devleti’nin kurucusu Şah İsmail’in de Şiiliği egemen inanç yapması, Anadolu Alevilerinin  oraya daha da yakınlaşmasına yol açmıştır. Osmanlı yönetimi ile ters düşen kitleler Şah yönetimine bir dayanak gözüyle bakıyordu. Şah İsmail, “Hatayi” mahlasıyla yazdığı ustaca Türkçe şiirleriyle, özellikle alevi halk üzerinde oldukça etkili oluyordu.

16. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı İmparatorluğu’nun yaşadığı ekonomik bunalımın toplumsal yapı ve halk üzerinde yarattığı etki de bu siyasal gelişmelerin üzerine gelmişti. Amerika kıtası keşfedilmiş, Akdeniz yerine Afrika’nın güneyinden geçen yeni ticaret yolları ve gelir kaynakları bulunmuştu. Matbaa icat olmuş ve kültürel akış hızlanmıştır. Avrupa bilim ve sanat üretirken, Osmanlı kendinden olmayan halk kitlelerini tüketmekle uğraşmaktaydı. Kısaca Avrupa canlı ve hareketli bir yaşama geçmiştir. Böylece ticaretin alanı ve boyutları, Osmanlıların ve Safevilerin aleyhine gelişmekteydi. Tüm bu gelişmelerin Osmanlıyı etkilememsi düşünülemez.

16. yüzyılın ikinci yarısı, başka eyaletlerin yanı sıra Rum Eyaleti(Sivas, Tokat, Amasya, Malatya, Bozok) için de, geniş çiftçi ve göçer hayvancı tabakalarının tam bir sefalete düştüğü; reaya-memur anlaşmazlıklarının doruk noktasına vardığı bir dönemdir. Halk arasında küçük ayaklanmalar da gözlenmiştir.

Kısaca Sultan iktidarını perçinlemeye çalışırken, köylünün göz nuru, alın teri üstüne timarlar, zeametler, haslar kuruluyordu. Bunların üzerine de sipahilerle öteki yöneticiler oturuyordu. Ama koskoca bir halk kitlesi yokluk ve yoksulluk içinde kıvranıyordu. Üretimde yük genellikle bu yoksul insanların sırtındayken, hiçbir zaman bu kesimin ürettiği kendi cebine girmiyordu. Her şeyden önce emekçi kesim üretim araç ve gereçlerinin gerçek sahibi olamamıştı. Köylüler içinde bulundukları bu acıklı durumu şu dörtlükle dile getirmişlerdir örneğin:
Çıksam dağa ayısı var, kurdu var
Düze insem sıtması var, derdi var
Köye gitsem tahsildarın derdi var
Şaştım ağam bu salgının elinden.

İşte emekçiler kendilerine bela olan bu salgından kurtulmanın yollarını arıyorlardı. Kimisi bunu bir alınyazısı ve kader sayıp boyun eğiyordu. Kimisi feodallerin temsilcileri zaptiyelere ve tahsildarlara karşı direniyordu. Osmanlı Sultanın halk arasında yarattığı gerilim, yukarıda bahsedilen siyasal ve  ekonomik gelişmeler sonucunda Pir Sultan’ın başkaldırısı ortaya çıkar. İçinde yetiştiği halkın düşüncelerini, özlemlerini ve taleplerini çeşitli dini parolalarla süslenmiş sözlerle ve sazıyla dile getiren ve halkıyla birlikte mücadeleye dönüştüren bir lider-ozandır Pir Sultan Abdal. Asıl adı Haydar olarak bilinir. Kendisini yetiştiren felsefenin gereği olarak her alanda Osmanlı ile ters düşmüştür.şiirlerinde geçen”şah” ve “mehdi” kelimelerinin Ali’den başlayarak haklıları haksızlardan kurtarmak için günün birinde ortaya çıkacak mehdi inancındaki kurtarıcının simgesi olduğunu da belirtmek gerekir.

Pir Sultan, Osmanlı Padişahlarını Anadolu’yu sömüren, yoksul halka yaşama olanağı tanımayan, yoksulun hakkını almak isteyenleri ve Alevileri acımasızca katleden bir zorba olarak görüyordu. Olup bitenlerden emekçi Sünni halkı değil, Osmanlı Siyasal gücünü ve onun yarattığı yapıyı sorumlu tutuyordu. Başka bir söylemle Pir Sultan’ın kavgasının temelinde yeni bir toplum düzeni arayışı vardır. Onun kavgası Osmanlı düzeninin adalet dağıtıcıları, kadıları, müftüleri, Beylerbeyileri, paşaları, valileri, sonra da onların ardına gizlenmiş en büyük siyaset gücü olan sultandır.

Kocabaşlı koca kadı
Sende hiç din iman var mı?
Haramı helali yedi
Sen de hiç din iman var mı?

Pir Sultan’ım, zatlarımız
Gerçektir şöhretlerimiz
Haram yemez itlerimiz
Bu sözümde yalan var mı?

Pir Sultan’da “şah” güzel günleri getirecek, insanları haksızların elinden kurtaracak bir güçtür, bir kurtarıcıdır, güzel günlerin habercisidir. Pir Sultan mücadelesini sürdürürken bu güce dayanır. Bu nedenle Osmanlı Müftüsü ve dönemin Hızır paşası “şah” adının anılmasını yasaklar. Ancak Pir Sultan ölümü göze almıştır.

Padişah katlime ferman dilese
Yine geçmem ala gözlü şahımdan
Cellatlar karşımda satır bilese
Yine geçmem ala gözlü şahımdan

Pir Sultan Abdal içinde ki devrimi tamamlamış, davasına inanmışlığın verdiği güçle daha da güçlü seslenmeye devam eder.

Kadılar, müftüler fetva yazarsa
İşte kement, işte boynum, asarsa
İşte hançer, işte kellem, keserse
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.

Osmanlı yöneticileri halk ayaklanmalarını bastırmak ve kitleleri sindirmek için muhalefete önderlik edenleri türlü yollarla katletmektedir. İşte Pir Sultan Abdal böyle bir ortamda Hızır Paşa’nın karşısına çıkarılır. Hızır paşa Pir Sultan’a ders, halka da gözdağı vermek istemektedir. Pir Sultan’ın başlattığı ayaklanma önlenmiş üstelik bazı dostları da onu bırakarak geri kaçmıştır. Hızır paşa tehditler savurarak onu korkutmaya çalışmıştır. Ama Pir Sultan taviz vermemiştir. Aşağıdaki şiirden bunu anlıyoruz:

Yürü bire Hızır Paşa
Senin de çarkın kırılır
Güvendiğin padişahın
O da bir gün devrilir.

Şahı sevmek suç mu bana?
Kem bildirdin beni Han’a
Can için yalvarmam sana
Şehinşah bana darılır

Bunun üzerine Hızır Paşa Pir Sultan Abdal’ı zindana attırır. Söylediklerinden ve yaptıklarından pişman olmasını “şah” kelimesini kullanmamasını yoksa asılacağını söyler. Pir Sultan aldırmaz mücadelesinden ve düşüncelerinden geri durmaz.

Hızır Paşa bizi berdar etmeden
Açılın kapılar şah’a gidelim
Siyaset günleri gelip çatmadan
Açılın kapılar Şaha gidelim.

İnadına şah kelimesini kullanır şiirlerinde. Her türlü baskıyı göze almıştır artık.

Karşıda görünen ne güzel yayla
Bir dem süremedim giderim böyle
Ala gözlü pirim sen himmet eyle
Ben de bu yayladan Şah’a giderim.

Pir Sultan Abdal’ım dünya durulmaz
Gitti giden ömür, geri dönülmez
Gözlerim de Şah yolundan ayrılmaz
Ben de bu yayladan Şah’a giderim.

Sonunda Pir Sultan Abdal acı ve katı gerçekle karşı karşıya kalır. Zindandan alınarak asılmaya götürülür. Pir Sultan Abdal’ın acılarla iç içe geçen ömrü böylece noktalanır. Halkının acıları ve güzel bir dünya özlemiyle yoğrulmuş bir şiir dünyası kalır geride. Onu asan Hızır Paşa unutulur ancak Pir Sultan Abdal, mücadelesi ve düşünceleri halen yaşamaya devam etmektedir.

Mistik kabuğu kırıp gün yüzüne çıkan çok belirgin, sınıfsal, somut bir içerik vardır Pir Sultan Abdal’ın şiirlerinde. 16. yüzyıl için bu oldukça önemlidir. Bu ses ve duyguyu biraz Dadaloğlu’da bulmak mümkün olsa da Dadaloğlu Pir Sultan Abdal ölçüsünde bir eylem adamı olamamıştır. 15. yüzyılda Osmanlı Saltanatı’na başkaldırmış Şeyh Bedreddin’in halk şiirindeki bir uzantısı denilebilir onun için. O tavrını halktan yana koymuştu. 

 





Bu sayfa hakkındaki son yorum:
Yorumu gönderen: abe, 20.10.2015, 12:14 (UTC):
kardeşim bir sünni olarak yazını gayet faydalı buldum, bilgilendirici. gerçekten öyle yanlış tanımışız ki, güya üniversite mezunu insanlar olarak dahi ya bu alevilik nedir neye göre çıkmıştır deyip araştırma ihtiyacı hissetmemişiz. Okumak gerek, öğrenmek gerek. Bugünleri düşününce pir sultan abdal'dan beri bu topraklarda hiçbir şey değişmemiş onu anlıyor insan, 500 yıldır aynı mücadelenin devamı (ekmek, yaşam mücadelesi)..

Yorumu gönderen: abdulgani fakir, 19.03.2015, 21:08 (UTC):
sevgili alevi dindaşlar madem namaza niyaza hacca gerek yok önemli olan insanı merkeze almak ve sevmek o halde sünnileri sevmeyi ve onları da anlamayı deneyin..biz de insanız da namaz kılmıyorsunuzda size zorla namaz kıldıranmı var.osmanlı yok artık unutun o eskide kaldı onu seven sevmeyin.içimizdeki nefreti hepimiz yok edelim gelin canlar bir olalım ha alevi ha sünni ne fark eder...

Yorumu gönderen: DERSIM-QIZILBAS-ALEWII, 23.04.2014, 23:54 (UTC):
burda aleviligin icini bosaltip, aleviligi sünni mezhepciligiyle asimile etmeye calisan ve bunun icin isbirlikcilik yapan sözde "alewileri" lanetliyorum..
aleviligi bilmeyenler, pir sultan abdal veya imam hüseyinin hayatindan ders alsinlar. alewilik zülme karsi baskaldiridir, alewilik haktan yana olmaktir, ölümde bedeli olsa hakki savunmaktir. alewilik cemde semah tutmak degildir sadece.. alewilik bir yasam bicimidir. YA ALI, YA MUHAMMED demekle alewi olunmaz, bunu o beyinlerinize sokun lütfen. Imam Hüseyin demiski "ben zalimlerle varlik icerisinde yasamayi alcaklik sayarim. zalime karsi savasarak ölümü ise yücelik sayarim"... ayni sekilde pir sultaninda cagrisidir "gelin canlar bir olalim, zalime kilic calalim, mazlumun hakkini alalim" diye. Eger bugün bu felsefeye her kimki inaniyorsa ve bu felsefe dogrultusunda yasiyorsa o bir alewidir. ama zulme karsi sessiz kalip, haktan degilde haksizdan yana tawir aliyorsa o bir DüSKüNDüR.
kimse alewiligin icini bosaltip sünni mezhepciligi gibi siradanlastirmasin. bugün bu hakki savunanlar sosyalistlerse, devrimcilerse ozaman en gercekci alewiler onlardir.
dewrimcilere laf atan bazi isbirlikci hainlerede söyleyecegim o ki, bugün alewiyiz, kürdüz diyebiliyorsaniz bunu dewrimcilere borclusunuz. cünkü bunun bedelini onlar 12 eylül cezaevlerinde ve iskence tezgahlarinda verdiler.

Yorumu gönderen: Leblebi, 15.04.2014, 20:35 (UTC):
Andebi kafamı süper karıştırdın.Alevilik hakkındaki bütün fikir ve eleştirilerim gitti şuan. Şimdi alevilik, Ali'nin yolundan gitmekle beraber,cenneti namaz kılarak kazanmak yerine (ki bence bu allahla ticaret anlamına geliyor)insanlara iyi davranarak kazanmak demekti.Buraya kadar tamamım.Mesele islam değil, onu anladım. Sonrası hela vela velvela.

Yorumu gönderen: Mehmet , 11.12.2013, 13:28 (UTC):
erfqey

Yorumu gönderen: Benim Görüsüm, 24.08.2012, 16:36 (UTC):
Sunni veya sii, inanan Kur'an'a ve sunnete uyuyorsa muslumandir. Ve musluman, cevresinden once kendisine bakmali, yanlislarini duzeltmeli.. Sii'likte (bir bolumunde) yanlis bir inanis var; Cebrail aslinda Peygamberligi Hz. Ali'ye getirdi diye.. Bu Allah'in (cc) gucunu (hasa) sinirlamak olmaz mi ? Peki ya EhliBeyt'teki kisilere hutbede lanet okumak ? Ama ne sunni sii'ye, ne de sii sunni'ye karismamali, dayatma yapmamali.. Musluman misin ? Elhamdulillah ! Bunu diyenler bir olmali... Kelime-i sehadet getiren, sunni sii farketmez ayni safta olmali..

Yorumu gönderen: insansevgisi, 24.08.2012, 13:10 (UTC):
Pirsultan Abdalın kuran-ı kerim e ters düşecek hiçbir davranışı ve kelamı olabileceğini düşünmüyorum. Bu kelamlar ve öğütler bugünde kendilerini yolda zannedip yolda olmayan ozamanın yöneticilerinedir.

Kuran-ı kerim namaz kıl diyorsa kılınacak, Allah c.c. Pir sultan abdalın yaşanan konuda anlatmak istediğini anlayanlardan eylesin bizler. Namaz kılmak istemeyenler kılmayabilir ama namaz kılınmaz derseniz ozaman hangi dinde olduğunuzu sorgulamanız gerekmektedir.

Aleviyim, kuran okuyorum namaz kılıyorum, cem'e gidiyorum bunu sorgulayacak kim olursa olsun tanımam ve tanımıyorum.

Kuran-ı Kerim: 1 cana kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir.

Tevrat: Öldürmeyeceksin!

Bu ülkede insanlar öldürülüyor ve kendini dindar olarak tanımlayan insanlar cana kıyanlara destek veriyorlar bu nasıl bir çelişkidir sizce (Ey akıl sahipleri.)

Yorumu gönderen: kurtuluş abuşka, 17.07.2012, 07:41 (UTC):
pir sultanın davası amacına ulaşamadı belki ama kavgası hala sürüyor belki ölümüne savunduğu kavgası uğruna bir pir sultan gitti şimdi milyarlarca pir sultan var
YA ADALET YA KIYAMET

Yorumu gönderen: Onur, 27.09.2011, 18:00 (UTC):
Öylesinebiri ye cevap..
Hergeçengün kendi köklerine sarılan inançlarının özünü bulan maraşta çorumda katledilen halkımızın savaşarak ölme cesaretini gösteremeyem devrimci romantizmle vurup vurup alevi mahallerine kaçan karkok soysuzların alevileri kana susamış yobazlara nasıl hedef yaptıklarını görüyor. Aynı katliam aşşağılık bir soysuz olan aziz nesin kitap reklamını yapılabilmesi için kitlemizi kullanmak istemeleri tekrardan halkımızı yobazlara karşı hedef haline getirdi. Bugün aleviliği şamanizmle ataizmle özleştirip cem evlerinde ibadet eden kardeşlerimizi bacılarımızı analarımızı bacılarımızı hedef haline getirmek istiyorlar. Eğer yobazları boya alevileri tual olarak tasvir edecek olursak bu katliamın resmini çizenler alevi halkını kullanan marksistler olmuştur. Bizler çok iyi biliyoruzki vede açıkça görmekteyizki bizim düşmanlarımız bizi kendi düşmanlarına hedef haline getiren kansız marksistler kendine devrimci diyen bir avuç korkaktır. Bir devrimci illegal yaşayarak savaşmalı gerektiği yerde ölmeli değilmi bunun yerine maraşta sürekli alevi mahallerine saklanan vurup vurup kaçan korkaklar gözü dönmüş yobazların 2 yaşındaki bebekleri kahrolsun koministler diyerek ikiye parçalamalarına sebeb olmuşlardır. Daha konuşmayı bile başaramamış bir bebek nasıl kominist olabilir..
Yıllarca maraşta yaşadıkları halde kominist olmayan bebek korkak devrimcilerin hedef haline getirmesiyle birdenbire kominst oluvermişti.

Yorumu gönderen: Onur, 27.09.2011, 17:42 (UTC):
öylesinebiri _ Cevp_onur

Yıllarca koministlerin "Gerici" Dediği yada gerici olarak nitelendirdiği kesime neden gerici demek istediklerini sordum aldığım yanıt 1400 sene öncesine dönüp oradaki yaşam tarzını
Yaşamaya çalıştıklarından bahsediyorlardı (Detaya inebilirim fakat Harf sınırlaması var sitede)
Ama hiç bir kominist kendi kurmak istedikleri Toplumsal yapının neden ilkel kominal döneme dayatıldığını açıklamak istemiyorlar (kaçamak cevaplar bilirsiniz " Varolsun yoldaşlar" hikayesi Ajite silahımızdır) Evet 1400 sene öncesini model alan insanlar gericiyken 10 bin sene geriye gidip ilkel kominal toplumun kominizmin temeli olduğu ordaki yaşamın ve toplumsal yapının tekrar kurulması gerektiğini düşünmek nedense gericilik olmuyor ilericilik oluyor..
Öncelikle neden marxsist ve koministler gerçek anlamda işçi sınıfının değilde alevilerin içinde örgütlenmeye çalışıyorlar ? Çünki türkiye işçi sınıfı marksist denen sahtekarların ne olduklarını öğrendi. Öğrenci gençlik savaşma seviş modunda fransız edebiyatıyla ilgilenip akinatonla kafa yapıyorlar. Bir devrimci kalksın bir fabrikaya gidip işçilerin arasında ben devrimciyim marksistim desin bakalım ne oluyor. Bağcılarda öldürülen dev-sol militanlarının binadan çıkarılan cesetlerine karşı binanın bodrumunda çalışan konfeksiyon işçileri tükürdü..
Sizmi işçi sınıfına önderlik edeceksiniz. Akp Gibi faşist bir parti bu ülkenin işçi sınıfından yüzde 50 oy aldı geriye kalan diğer yüzde ellilik bölümün diğer faşist partilere oy verdiklerinide göz önünde bulundurulduğunda neye ve kime önderlik ettiğinizin kabaca hesabını bulursunuz.
Birde korkmaktan ve cesaretten bahseden öylesine biriye bir cevap vereyim..
Korkaklık türkiye marksistlerinde vücutbulmuş somutlaşmıştır. İdam kararı okunduğunda deniz gezmişin yüzü sararmış yusuf aslan bir beşik gibi sallanmıştır sizin sahte cesaretiniz bu işte üzüldüğüm tek bir nokta var yılarca bu halka aptal muamelesi yapmaktan bıkmadınız.
Maddi bedeninizi bile toprağa vermekten köpek gibi korkuyorsunuz benim cennet ve ya cehennemle ilgili kaygılarımı yazılarıma bakarakmı anladın. Sizlerin korkaklığı tuğra gibi ortada videolarda açın devrimci önderler diye halka sunduğunuz insanların idam kararları okunduğundaki hallerine bakın.

Yorumu gönderen: Aydin can, 26.06.2011, 07:44 (UTC):
Burada ki, cogu kimse dinsiz, evet insanlarin dinsiz ateist olma ozgurlugu var ama dinsiz ateistlerin din hakkinda konusma ozgurlugu yok bunu bilin...... Kuran Allah c.c. Diger gonderdigi kitaplarin tamamlayicisidir ve son kitaptir Hz. Muhammed son peygamberdir, Bircoklari Alevilikte sarap harammidir diye konusur, eger Kuransa kitabiniz haramdir, Kuranda sarap haramdir diye yazar ve bu acikca ifade edilmistir..

Siz binlerce insanin ölümunden sorumlu lenine, staline tapicaksaniz kendinize diktator demeniz daha dogru olur.....
Rusya bile artik sahiplenmiyor onlarida size ne oluyor?

Yorumu gönderen: hasan sabbah, 21.04.2011, 00:25 (UTC):
Alevilik;ehlibeyte,imamiyete batıniliğe,vahdet-i vücuta dayanır.12 İmamlar ve onların yolunu,ehlibeytin yolunu sürenler(fatımiler, hasan sabbah, şems-i tebrizi,bektaş veli,taptuk emre,yunus emre bir sultan,baba ishak vs)İmam Alinin katledilişi kerbela olayı olsun İmam Hasanın katledilişi olsun tüm bu hayati olaylar tarafından belirlenmişlerdir.Ve kuran emevi abbasi selçuklu osmanlı vs. tüm ortadoks islam devletlerinin anayasası durumuna gelmiştir.ki 12 İMAMların ve soyunun kavgası savaşı hep bunlara karşıdır Batınilikte(şiilikte) ve bunun çeşitli dalları da kuranda yazanı görüneni,fenomeni değil içsel olanı gizli olanı anlamaya dayanır.(tasavufi)Kabeye gitmek oruç tutmak namaz kılmak değil mesele,insanlara iyilik etmek eşitlik adalet özgürlük için insanlık için mücadele etmektir.Onları aydınlatmaktır.Hem dememiş midir Hz.muhammet sizin en hayırlınız insanlara iyilik edeninizdir diye.İşte bu düsturu bir tarafa koyup 5 vakit namaz kılan softalar yobazlar ikiyüzlü yalancıdırlar.Kötüdürler.Devleti mazlumlara karşı kötü yönetirler.Zulmederler.Temel ayrım buradadır.Bu ayrım mezhepsel,felsefi,tasavvufi,edebi olduğu kadar da siyasidir.Bu asla unutulmamalıdır.

Yorumu gönderen::14.02.2011, 20:41 (UTC)
andebi
andebi
Kapalı

öylesinebiri, aşağıdaki tartışmaları ve yorumları o kadar kısa ve öz yazıya dökmüşsün ki bana sadece üşenmeyip katkıda bulunduğun için teşekkür etmek kalıyor.

Yorumu gönderen: öylesinebiri, 13.02.2011, 00:54 (UTC):
Andebi bu sitenin sahibi sanırsam..ve bu okuduğumuz yazıyıda kendisi ele almış..ve olaylara realist bir biçimde yaklaşmış..elle tutulur gözle görülür cinsten, hurafe nin uzağında bizim şu klavyenin tuşlarına basışımız kadar gerçek,şu bilgisayar ekrarnına bakışımız kadar..aynada kendimize bakışımız kadar... demek istediğim,eğer korksaydık bunlara dokunurmuyduk aynaya bakarmıydık hiç biri ile ilgilenmezdik çekinirdik..işte bu yüzden yaşantımızı ve tarihimizi realist bir biçimde algılamak gerekir..ben pir sultan hakkında bilgi toplayan biriyim öylesine biri. şu yorumlardan anlıyorum ki alevilik sadece ağızda bir laf konumunda, ben bir aleviyim ama aleviliği tam anlamıyla kimse anlatmıyor her yörenin kendine has farklı bir uslubu var. yani kendi içinde bir birlik yok her kafadan ayrı bir ses çıkıyo..yani alevilik budur ve tüm aleviler böyle yapar diyemiyosun kendi içinde ayrışmış durumda..bu tabii ki bu zamana kadar işlenmiş politikaların emaresidir bunu kimse inkar edemez. aleviler katledilmiştir nesiller boyunca.. bu böyle süre geldiği için kendi içinde dağılmış ve birbirlerinden habersiz kendi başlarına sürdürmüşlerdir yollarını, bu da bizim zamanımıza işte böyle yansıyo. pir sultan abdal derneği başkanı ile cem vakfı derneği başkanı birlikte hareket etmiyo mesela, içerden parçalanmış hiç bi toplum dışarıya berrak ve yalın gözükemez..ve böyle her kafadan bir ses çıkar..ve herkes bi paranoyanın kurbanı olur kardeşliğe fesat sokuluyo diye..bizi şimdiye kadar bölüp parçaladırlar biz bunun farkında olduğumuz halde bir araya gelmiyoruz bir toplumu kişisel egolar yönetmez....burdaki yorumlarda birbirleri ile tartışan arkadaşlara bakıyorum biri 4 kapıdan 40 makamdan bahsediyo sonra aziz nesin şerefsizi oraya gitmeseydi o kadar insanı yakmazdılar diyo yoksa yakmazdık mı demek istiyo anlamadım orasını..biride ona marx tan bahsediyo..bi kere 4 kapı 40 makam lafını konuşan adam aleviliğin özünü bilmek zorundadır ''İNSAN SEVGİSİ'' aziz nesin ateist olabilirdi ama asla halkına ihanet etmedi allaha küfretmedi sadece inanmadığını söyledi..bu yüzden o kadar aydın insanı öldürmek şerefsizlik korkaklık allahsızlıktır..andebi onur a marx tan bahsetmen boşunadır çünkü o korkuyla köşeye sinince cennete gidiceğine inanıyor..bilmez şu an ki yaşadığı toplumun ekonomik devrimlerini marx ın yaptığını tüm dünyanın marx ın bıraktıklarını kullanarak küresel ekonomiyi kurduğunu felan..hurafe ile yönetilen insan cenneti hurilerle dolu kendine tahsis edilmiş bi kerhane sanar...

Yorumu gönderen: mustafa, 21.11.2010, 08:45 (UTC):
Valla tek güvendiğim yer mahşer orada herşey çıkacak bu alevilik oyunun gerçekleri orada inş..

Yorumu gönderen: Onur_andebi sana tek cevap, 21.11.2010, 01:57 (UTC):
Andebi bana neyi hatırlatıyorsun biliyormusun ? Kadıköy sirkeci iskelesinde levis marka kotpantolonuyla antiemperyalist bildiri dağıtan kendini devrimci sanan o aptaları hatırlatıyorsun..
Şu sayfayı oku Sünni kardeşlerden çok alevi kardeşler ağzının payını vermiş senin..
Sen din-i islam ve onun bir mezhebi hakkında konuşamazsın çünkü inkarcısın.
Zaten sen kendi peygamberlerinin ismini vermişsin karl marx, lenin, che guevera,
Evet aleviler ve alevilik sizin gibi soysuzlar tarafından sürekli kullanıldı "zülfikar gerillanın elinde" sloganıyla pkk lı itlerin musallat olduğu gençlerimizden bir kısmıda onların tuzağına düştü.. Yorumlarınıda okumadım senin peygamberlerini yazdığın yere kadar okudum orada bıraktım.. Neyin kökünden gelirsen gel sen marksist bir inkarcısın alevilikle ilgin alakan yok inancında yok. Bu sayfaya gelenler zaten aklen karar verebilirler.. Biz dilimiz döndüğünce gerçek aleviliği anlatmaya çalıştık bu arkadaşda marxsist ve kominist olduğunu söyledğine göre herhangi bir din ve mezheple ilişkili olamayacağıda anlaşıldığından geriye kalan salyalı yorumlarına cevap vermeyeceğim..
Alevilik imam cafer sadığın ilmihaline uyup amel eden mezhebin adıdır.. Sakın alevilik adına kominizmin propagandasının yapılmasına izin vermeyin..
Hükmü veren Allah c.c onu tebliğ eden Hz.Muhammed (s.a.a) Hz.Ali Ve 12 imamlar bu tebliğin garantisiydiler.. sizce andebi din halkın afyonudur diyen karl marxınmı yoksa 12 imamlarınmı yolunda.. Pir sultan abdal zamanın en büyük mürşididir ozan yaptılar şair yaptılar devrimci yaptılar ama pir sultan abdall Allah c.c Hz.Muhammed ve 12 imamlar yolunda kalbiyle savaşan halkı aldığı icazetle irşad eden büyük bir alim büyük bir mürşiddi.. Bu gibi tuzaklara düşmeyin Alevi ve sünni kardeştir..
Sama uzunca bir cevap yazmıştım andebi ama deymeyeceğini anladığım için bu kıza yorumu yazdım çünkü sen kendini teşhir ettin zaten..
Allahın selamı ona iman edenlerin üzerine olsun..

Yorumu gönderen: andebi-onura cevap3, 16.11.2010, 21:34 (UTC):
Binlerce yıl önce Hz. Muhammed’in yaşantısını sünnet diye bugünlere uygulamaya kalkarsan tuvalet kağıdını evinden çıkarmakla başlaman gerekir. Bugün bu toplumda Aleviler de genel eğilim sosyalist ve toplumcu düşünce olduğundan baskı altında yıllarca yaşamışlardır. Olayın dinsel boyutunun bir önemi olmayıp, amaç bu eğilimi törpülemek olmuştur. Bunun da en güvenli yolu Marx’ın da belirttiği gibi insanın afyonu olan dindir. Binlerce yıl önceki kapılar arasında gezinirken çağımızın aydınlarına yazarlarına küfür etmekten de geri kalmıyorsun. Bir insanın dinsiz olma özgürlüğü yok mu? Bunun hesabını varsa kendisi vermeyecek mi? Bunu bahane eden asıl şerefsizlere ne demek lazım bunu da sen cevapla. Hadi diyelim Aziz Nesin dinsizdi, oraya toplanan it sürüsünün içinde düşmanlık olmasa kışkırtabilir misin. Hadi orda Aziz Nesin vardı da, Maraş’ta, Çorum’da Dersim’de kim vardı. Ne çabukta kışkırtılıyor bu insan denemeyecek zavallılar. Sen hiç Aleviler’in dolduruşa geldiğini görüp de bir bina ve mahalle bastığını insan yaktığını duydun mu? Ne olursa olsun 17. yy. da ki insan yakma vahşetini bana 21.yy.da savunma. Değil günümüzde dünya tarihinde bana bir İslam toplumu söyle de medeni olmuş. Bu arada asıl sen Alevilikle ilgili fazla yazmasan iyi olur, pek alakan kalmamış anladığım kadarıyla. Keza Anadolu Alevileri’de Şii’lerde, Caferiler’de Hz. Ali’ye değer verirler fakat toplumsal yaşamda uygulama ve felsefeleri farklıdır. Bunu karıştırmamak gerekir. Tartışmayı da fazla uzatmaya gerek yok aslında herkesin inancı kendini bağlar. “Benim dinim bana senin dinin sana” bilmem hatırladın mı? Buna bari uyun.

Yorumu gönderen: andebi-onura cevap2, 16.11.2010, 21:24 (UTC):
Pir Sultan’ın savaşının içeriği de sınıf mücadelesi olmasaydı neden bugün Pir Sultan Abdalı ve benzeri mücadele insanlarını sadece solcular sahiplensin ve yıllarca da bunun bedelini bir şekilde ödesin. Ben hiçbir camide Pir Sultan Abdal’dan bahsedildiğini duymadım. Maşallah Arap dünyasının bir sürü sahte bilginlerinden bahsedilir. İmam Caferi Sadığın fetvası ile esaret altındakilerin namazından bahsetmişsin. Bir kere fetva ile namaz olmaz. Ayrıca verdiğin bu cevapla ve anlatımlarınla Caferilikle, Anadolu Aleviliğini ve Şii inancını epeyce birbirine karıştırıyorsun. Namaz kılan ve buna inan insanlara diyecek bir sözümüz zaten olamaz. İnanmıştır ve inancı gereği de özgürce ibadetini yerine getirecektir. İşte Aleviler inançlarını özgürce yaşayamıyorlar. Özgürce inançlarını yaşasalar baskılara maruz kalmasalar cem evlerinde kendi dünya görüşlerine göre cenazelerini de kaldırırlar inançlarını da gerçekleştirirler. Cem evleri devlet güdümünde kurulmuş asimilasyonun bir aracı olarak kullanılmaya çalışılmaktadır. Sosyal ve sınıfsal bilinçten yoksun bireyler yaratmak için çaba harcanmaktadır. Bu nedenle bahsettiğiniz kuran okumaları sıkı bir şekilde uygulanmaya çalışılmaktadır. İşinize gelmediği zaman fitne deyip çıkarsınız zaten. Marifet binlerce yıl önceki yaşantıyı sünnet diyerek bugün yaşamak değildir. Bu toplumda aydın ve ileri düşünceli olmak zordur. Bedeli ağır olur.

Yorumu gönderen: andebi, 16.11.2010, 21:17 (UTC):
Onur'a cevaben**Onur Bey amacım bilgi vermek polemik yaratmak değil diye başlamışsın da yazının son bölümünde de ağzındaki baklayı asıl düşünceni ortaya koymuşsun. Pir Sultan Abdal’ı anma günlerine Aziz Nesin’in gelmiş olmasını Alevi’lerin katledilmesi için yeterli bulmuşsun. Ben Alevi kökenli bir insan olarak buraya yapılan yorumlara kendi bilgim ve dünya görüşüm çerçevesinde cevap veriyorum. Bu katliamı nedenlerinden dolayı haklı bulduğuna göre sen değil Alevi insan bile olamazsın. Ancak makamlar, kapılar, şeriat, ve iki bin beş yüz yıl önceki yaşantının sünnetleri arasında dolaşır durursun. Bir kere Hz. Ali ve dönemini, dinler savaşlarını, Osmanlı tarihini, Şeyh Bedrettin’i, Pir Sultan Abdalı, Spartaküs’ten, Che Guavera’ya, Deniz Gezmiş’ten, Leyla Zana’ya vs. yapılmış olan tarihsel mücadeleleri sınıf mücadelesi olarak algılamak lazım. Pir Sultan Abdal’ın hayatını ve mücadelesini de anlatırken bu gözle anlattım ki, olayın sadece dini bir misyonunun olmadığının bilinmesi içindir. Hz. Alinin savaşı namaz ve kuran için değil çağındaki toplumsal ve siyasal mücadele içindi. Hz. Ali’de tavrını emekçiden ve ezilenden yana koydu bu nedenle de halifelikte dışlandı.Hz. Muhammet Hz. Ali’nin halifeliğini isteyecek de kalanlar bunu istemeyecek. Hz. Muhammet’in yaşantısını bugün de sünnet diye kabul ediyorlar da o zaman mı kabul etmeyeceklerdi. Bırakın bu yalanları düpedüz iktidar savaşında yine güçlünün yanında olanlar kazandı, Hz. Ali kaybetti.

Yorumu gönderen: Onur_andebi 'e cevap 5, 15.11.2010, 03:21 (UTC):
Son olarak yorumunun bazı kısımlarına cevap vermek istyorum..
"Daha öncede söylediğim gibi bir inancın nasıl yaşanması gerektiğini en iyi o inanca sahip kişiler ifade eder." Demişsin..
İşte sorun burda Aleviliğin içini boşaltıyorsunuz Pir sultan abdal gibi Bir mürşidin anma etkinliğine islamın değerlerine küfür eden bir kitabı tercüme eden ataist bir şerefsizi çağırıyorsunuz halk galyana gelip 30 kişiyi yakıyor.. AZiz nesin gibi zavalı bir Allahsızın Alevilikle Pir sultan abdal gibi bir mürşidle ne işi olabilir ?
Siz sebebsiniz Alevilerin katline horlanmasına aşşağılanmasına..
O inancı sen ifade edemezsin kurran var tebliğ edilmiş bir din var imamlarımız var sen kimsinki hangi ilimle hangi bilgiyle islam inancını ifade edeceksin.
İfade edeceksende farklı bir gurup altında ne ifade edeceksen et Aleviliği neden karıştırıyorsun Alevilikle ilgili bir otoritemisinki sen ?
Sen kalkıp kendi kafana göre aleviliği ifade edersen senin gibi biride çıkıp pir sultan abdal şenliine Allaha küfreden bir Allahsızı davet eder oda kendi inancını ifade etmiş olur çok yazık gerçekten.
Kur-anı kerimde "namaz kılmak önceki ümmetlere olduğu gibi muhammed ümetinede farzdır" buyrulmuştur nokta sen laf söylleyemezsin burda Allahın buyruğu var kalkıpta kuranda namazı hangi şekilde kılınacağı anlatılmaz bunun yerine peygamber efendimizi model olarak belirlemiş "ancak onun gibi inanıyorsanız müslamanlarsınız" buyruğuyla islamı nasıl yaşayacağımızın detayları peygamber efendimizden örenmemiz emrediliyor..
Peygamber efendimizin 12 imamların saz çalıp türkü söylerek ibadet ettiklerinimi söylüyorsunuz?
İllada namaza laf söylüyorsunuz cenazeniz oluncada cenaze namazı kılınsın diye getiriyorsunuz meftayı eee niye getirdinki hani kılınmıştı namazınız..
AZıcık akıllı olun bu yorumlar sana karşı değil olurda kazara aklı başında bir iki kişi okurda kendine gelir..

Yorumu gönderen: Onur_andebi 'e cevap 4, 15.11.2010, 01:18 (UTC):
Aynı fitne peygamber efendimizin (s.a.v) vefatıylada oldu islamın zaferiyle makamlarını kaybedenler
efendimizin vefatından sonra makamlarını geri almak için bir fırsat yakaladılar..
Halk Hz.Ali yi değil Hz.Ebubekir'i halife seçti Hz.Ali de Bu durumu gördü kabullendi
Ve Halifelik kimdeyse onların yanında oldu Peygamber efendimiz Hz.Alinin Halife olmasını istiyordu
Fakat efendimizin vefatından sonra Çıkan kargaşa ve Huzursuzluk buna mani oldu Hiç bir zaman
Hz.Ebubekir Hz.Ömer Hz.Osman Hz.Alinin Halifeliğini elinden almamıştır aksine
Bu şeklde olmasının uygun olduğuna kanaat getirmiş müslümanların birbiriyle savaşarak kan dökmeleri
yerine halifelikten çekilmeyi uygun görmüştür.
Hz.Ömer Ve Hz.Osman şehid edilmiştir Hz.Hüseyin Hz.Osmanı korumaya çalışırken yaralanmış
Ama isyan edenlerin Hz.Osmanı sehid edilişini önleyememiştir..
Aynı Fitne Sırasıyla Hz.Aliyi Hz.Hasan Ve Hz.Hüseyinide Şehid etmiştir..
12 imamdan Bazıları kılıçla hançerle bazılarıda zehirlenerek şehid edilmiştir..
Çokça yorum yapıldı "andebi" namaz kılmayan bir alevi "ben" elhamdülillah namaz kılan bir aleviyim
Sünni kardeşlerimde namaz kılmayan alevilere değil namaz kılan alevilere baksınlar
Namaz için sabah yada öğlen camilere gidenler çokça farketmiştirki koca camide bir sıra saf olmuyor
beşbin kişilik bir mahalede 30 kişi camiye geliyorsa geri kalan 4 bin küsür kişi alevimi?
Eminimki bu yazıyı okuyanlar arasında namaz kılan sünni kardeşlerimde olacak
namaz kılmayan sünni kardeşlerimde.
Birde en azından konuya hürmeten pir sultan abdal hakkında birşeyler söyleyim
pir sultan abdal bir mürşidi kamildir medresede yetişmiş islami ilim okumuş bir alevi mürşiddir
Güçlünün yanında değil haklının yanında olmuştur şeriatı siyasi emellerine ulaşabilmek için
tahrif eden kadılarla çatışmış gerçek şeriatle halkın yanında olmuştur..
es.s.a canlar

Yorumu gönderen: Onur_andebi 'e cevap 3, 15.11.2010, 01:05 (UTC):
Şunu belirtmeden geçemeyeceğim aynı fitnenin diğer parçası gibisiniz..
Alevilik Hz.Ali (ra) ve 12 imamın imametine uymuş 6.imam imam caferi sadığa
intisab etmiş onun ilmi haline göre amel eden çok geniş bir topluluğa verilen isimdir..
5.imam İmam Muhammed Bakır ve 6.imam imam caferi sadık hanefilerin imamı imam azamın
hocasıdır.
Ben bu sitede daha fazla yorum yapmak istemiyorum çünkü zihniyet yakınen bildiğim
bir zihniyettir..
Sünni kardeşlerimiz ve alevi kardeşlerimiz artık fitneyi terketmelidir
Çevremizde namaz kılmayan aleviler olduğu gibi namaz kılmayan sünnilerde var
Bunları bizim sual etmemiz yanlıştır..
Kendi akıllarınca islamı yorumlayıp dünyalarını ve ahiretlerini karartanlara sadece
üzülüyor ve hidayet diliyorum..
Bugün bahsedilen alevi ve sünni düşmanlığı hilafet ve taht için yapılan siyaset ve icraatların
sonucudur..
Yavuz Sultan Süleyman ve Şah İsmail arasındaki savaş Türkiyedeki müslümanları birbirini
düşman etmiştir
Zira Şah ismaile tabi olan türkmen boylarını ve anadoluya hızla yayılan Aleviliği bektaşiliği
durdurmanın yöntemini bu iki kardeş mezhep arasında nefret uyandırarak en azından alevileşmemiş
kesimi kaybetmemek kendi tarafına çekmek hatta Şah ismaile ve alevilere karşı savaşan
bir topluluk oluşturmak için yapılmış çok acımasız bir siyasettir..
Burda sadece aleviler değil Alevilik hedef alınmıştır çünkü iran Ehli-beyt itikatinde bir devletti
Bu çirkin siyaset Alevilerin canına malına mal oldu kovuldular sürüldüler katledildiler

Yorumu gönderen: Onur_andebi 'e cevap, 14.11.2010, 23:51 (UTC):
Aşşağıdaki yorumun devamıdır..

Şimdi kuranda şunlar var diyeceğim hz.Osman kuranı yaktı değiştirdi

diyecekseniz ee pir sultan abdalında şiirlerini başka biri değiştirdi

şunu o değiştirdi böyle gidersiniz.. Açık yüreklilikle yazmak istiyorum

sadece Allah c.c. Kuran gönderdi tebliğ görevini peygamber efendimiz

s.a.v efendimize verdi kayıtsız şartsız kuranın emirlerine teslim

olanada müslüman dendi hz.ali ve 12 imam namaz için kuran için savaştı

şehit oldu ne imamınıza uyarsınız ne kapılarınızı bilirsiniz şimdi

namaza kurana ve o 4 kapıya sarılanlar 12 imamın yolundan gidenler Alevi

değilde siz alevisiniz değilmi. siz yolunuzdan dönenlerseniz alevi felan

değilsiniz..Bizler namaz için kuran için savaşıp şehid olan 12 imamların

yolundayız imamı caferi sadığın fıkhı üzerineyiz saz çalıp türkü

söyleyin 4 kapı kırk makam deyip o iki kapıya küfredin (Diğer iki makamı

bilseniz onada edersiniz) sonrada ehlibeyt ve 12 imamlar yolundayız

deyin Kendinizi ne kadar kandıracaksınız merak ediyorum namaz

kılmıyorsan bu senin kendi tercihin ama kuran namazı emreder imamız

namazı peygamber efendmiz nasıl kılmışsa oda ilmiyle kaleme almış

anlatmıştır.. Fakat Aleviliin felsefesinden etkilenmiş bir kimse

olabilirsin alevilerin imamı imam caferi sadıktır imam ne demektir ?

uyulan demektir siz imamınıza böyle uyuyorsanız diyeceğim birşey

yok..Önce islam önce amel sonra tarikat sonra tasavvuf..

Yorumu gönderen: Onur _ andebi 'e cevap, 14.11.2010, 23:40 (UTC):
S.a
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum burada amacım tartışmak fakat polemik niyetiyle değil bilgi vermek niyetiyle..
Konumuz pir sultan abdal fakat alevlik ve aleviliin ne olduğu konusundada birşeyler yazmızsınız birincisi Şah ismail ve osmanlı savaşı döneminde asimile olmuş olabileceğinizi düşünmek yerine alevi ilmihaline şiilerin alevileri asimile etme çabası olarak düşünüyorsunuz.. Burda şu farkı koymak gerekiyor bir kısım zümre aleviliği bir dünya görüşü olarak benimseye bilir ama bazı alevilerinde imamı caferi sadığın imametine uyarak doğru bir şekilde amel etmeye alıştığınıda unutmayın..
Aleviliğin mezhep değilde bir dünya görüşü olduğu iddasındaysanız neden cem evlerinde kuran okunur yada kurandan ayetler okunur.. 4 kapı 40 makam aleviliğin ve bektaşiliğin ana öğretisidir ama size şeriat desem tarikat desem demediğinizi bırakmazsınız fakat o 4 kapının 2si şeriat ve tarikat kapısıdır ve o kapılara düşmanlık edersiniz hatta isimlerin duymaya bile tahammül edemezsiniz ben akrabalarımdan biliyorum bu kapılar şeriat,tarikat,hakikat marifet kapılarıdır her kapıda 10 makam vardır o makamları elde ettikçe Allaha yaklaşır dost olursun Aleviliğin felsefesnden bahsetmeyeceğim sadece alevilerin ilmi olarak çok gerilerde kaldığını kendi kapılarına bile ihanet içinde olduğunu söylemek istiyorum.
Bizim namaz kılmayı dayattığımızı söylüyorsunuzda neden siz namaz kılmadığımızı dayatmaya çalışıyorunuz.. Kimse kimsenin namazını felan kılamaz biraz aklınızı kullanın pir sultanın bahsettiği kılınmış namaz imam caferi sadığın fetvasıyla esaret altında yada mahkumiyet altında olan bir kimsenin farz ibadetlerini yerine getirmiş sayılacağını kılamadığı namazlarının kazasının gerekmediği ile ilgilidir.. Yani namazı kılınmış sayılır şeriate göre yani aleviliğin ilk kapısına göre.. Pir sultan abdalın namaz kıldığı ile ilgili yazdığı şiirlere uydurma deyipte nasılda bu dizelerde geçen namaza yapışıyorsunuz buda sizin ne kadar yanlı ve ilimden uzak olduğunuzu gösteriyor.Pir sultan abdal pirdir icazet almıştır icazet almak için islamın 11 ilmini almak gerekiyor medresede yetişmiş kuran fıkıh gibi ilimlerin akabinde icazet almıştır. on küsür yıl medresde islam ilmi okuyupta namaz kılmadığını nasıl düşünebiliyorsunuz anlamış değilim.. Devamı Var

Yorumu gönderen::21.10.2010, 20:26 (UTC)
andebi
andebi
Kapalı

Onur'a cevaben 2, Birkere Sivasın Banaz ilçesinde cami yokken Pir Sultan Abdal doğduğu Banaz’dan nasıl ola ki namaza ilgi göstersin. Zaten Pir Sultan’ın asılma nedenlerinden biri de tüm baskılara rağmen namaz kılmamasıdır. İşte buna en güzel Pir Sultan Abdal şiirinden bir örnek:***alınmış abdestim aldırırlarsa***kılınmış namazım kıldırırlarsa***sizde şah diyeni öldürürlerse***ben de bu yayladan şaha giderim***
Burada aksine Pir Sultan namaz kılmadığını açıkça belirtmiştir. Söylemek istediği, kendi ibadetini cemlerini yapan Pir Sultan’a namaz dayatması yaptıklarının onunda buna karşı gelmesinin kanıtıdır. Gerçi böyle karalama ve asimilasyon kampanyası yapanlara aldırmamak lazım. döndüremedikleri bir Pir Sultan kalmıştı ona da kollarını uzattılar. ama nafile Pir Sultan’ın 500 yıldır türkülerde yaşıyor. Mücadelesi bütün insanlığa örnektir. Onların da amacı Pir Sultanı iftiralarla yalanlarla çarpıtmak ve bunun üzerinden Aleviliği yok etmektir. İbrahim Aslanoğlu denen şii misyoneri pir sultan şiirleri altında uydurma şiirler çıkardığı ortadadır. Bir çok şiiri değiştirerek insanları etkilemek ve zihin bulanıklığı yaratmak istemiştir. Bu değişikliğe bir örnek aşağıdadır:
***Göl içinde çarha döner***susuzluktan bağrı yanar***müminler secdeye iner***seyir var seyir içinde(Aslanoğlu, s.190) bu şiirin halk arasında doğrusu şöyledir: ***Göl içinde çarha döner***susuzluktan bağrı yanar***alemler seyrana iner***seyir var seyir içinde. Ne güzel, müminler ile secdeyi kelimelerini şiiri bozarak içine yerleştirmiş. Ondan sonra Yok Pir Sultan’ın dizelerinde de namaz var Aleviler’de namaz kılar, kılması gerekir diyerek Alevi inancındaki halk içinde propaganda yapmaya başla. Ama yemezler artık. Ahmet Türk’ün dediği gibi “cin şişeden çıktı.”
Şimdilik bu kadar. Eğer bahsedilen İbrahim Aslanoğu (1920 Tokat doğumlu) değil de Prof.Dr.İbrahim Arslanoğlu(1949 Denizli doğumlu. Gazi Ünv.Öğretim Görevlisi) ise o zaman durumunuz daha da vahim. Gelen cevaba göre ondan da bahsederim.

Yorumu gönderen::21.10.2010, 20:19 (UTC)
andebi
andebi
Kapalı

Onur’a cevaben 1;
Nedense Pir Sultan ile ilgili eleştirel yazı yazanlar Aleviler’in namaz kılması gerektiği konusunda son cümlelerini yazıp bırakıyorlar. Daha öncede söylediğim gibi bir inancın nasıl yaşanması gerektiğini en iyi o inanca sahip kişiler ifade eder. Yani bir insan ben Aleviyim ve benim inancım gereği iman etmek için ille de namaz kılmam gerekmiyor, Tanrıya ulaşmak için ille de camiye gitmem gerekmiyor diyorsa gereği budur. Cumhuriyet tarihi boyunca asimile edilenler haricinde Aleviler içindeki genel inanış da buysa geriye kalanlara sadece saygı duymak kalır.
Gelelim Pir Sultan Abdal’ın şiirlerindeki namaz ile ilgili dizelere, Bu dizeleri anlamak için öncelikle kaynak olarak verdiğiniz Aslanoğlu’nu tanımak gerekir. Alevilik ile ilgili çalışmalar yapan İbrahim Aslanoğu (1920 Tokat doğumlu) ve Prof.Dr.İbrahim Arslanoğlu(1949 Denizli doğumlu. Gazi Ünv.Öğretim Görevlisi) olmak üzere iki araştırmacı var. Arslanoğlu değil de Aslanoğlu diye yazdığınıza göre birincisinden bahsediyorsunuz. İbrahim Aslanoğlu’nun Pir Sultan Abdallar (1984, 1997), adlı eseri vardır. Bu eserin adından da anlaşılacağı gibi bir değil birkaç Pir Sultan Abdal’dan bahseder. Yaptığı araştırmalar sonucu Anadolu’da altı adet Pir Sultan Abdal mahlasını kullanan halk ozanı tespit eder. Bunların çoğu da Pir Sultan Abdal asıldıktan sonra ortaya çıkmış, kimisi geleneği devam ettirirken kimisi de Aleviler arasındaki inancı yıkmak ve Alevileri asimile etmek amacıyla görev üstlenmiş misyonerlerdir. Yani sizin namaz kılma ile ilgili verdiğiniz Pir Sultan Abdal şiirleri bu misyonerlerin uydurmasıdır. Anadolu’daki Alevi-Bektaşi inancını zayıflatmak, halk hareketlerinin önüne geçmek için Sahte Pir Sultan’lardan daha iyi yol mu olur? Amaç Anadolu’da Sünni inancı yaygınlaştırmak. **devamı var**

Yorumu gönderen: hannibal, 20.10.2010, 18:08 (UTC):
önce okuyun sonra yazın. Osmanlıyı emevi soyundan geliyor diyen arkadaş seni araştırma yapmaya çağırıyorum.
ayıptır ayıp

Yorumu gönderen: Onur, 17.10.2010, 19:45 (UTC):
Aşşağıdaki Dizeler Pir Sultan Abdalın 5 Vakit Namazla İlgili Dizeleridir...

“Pir Sultan Abdal’ım ölürüm deme

Kıl beş vakit namaz kazaya koma

Sakın bu dünyada kalırım deme

Tenim teneşirde, özüm saldadır”
(ASLANOĞLU, S.334)

“Kanı bizden evvel gelen

Beş vaktini tamam kılan

On parmağı pınar olan

El Muhammet Ali’nindir”
(SAMANCIGİL, S.154)
Kaç pir gördün ser-çeşmenin gözünde

Melekler çağrışır arşın yüzünde

Zülfikar belinde Mil Denizinde

Beş vaktin farzını kılan kim idi”
(ASLANOĞLU, S.436)
“Eba Müslim şu cihana gelmeden

Âdem Ata geldi piri gördün mü?

Abdest alıp namazını kılarken

Üzerine inen nuru gördün mü”

(ASLANOĞLU, S.363)

Kâbe’nin yapısı, bina yapısı

İman etse asilerin hepisi

Beş vakit okunur Ayet-el kürsi

Ya Muhammet sana imdada geldim”
(ASLANOĞLU, S.128)
Buraya yazamayacak daha onlarca dize var araştırabilirsiniz..
Es.s.a






Yorumu gönderen: Onur_devam, 17.10.2010, 19:30 (UTC):
Bu ardı ardına 3 cü yorumum o kadar çok husus varki özetlemek bazen mümkün olmuyor..
Ek olarak şunu belirtmek istiyorum..
Bunların ötesinde türkiyede Cem evlerinde cem eden insanların mezhep olarak caferi tasavufi olarak yani tarikat olarak alevidir..
Hanefi,şafi,maliki ve hanbeli mezheplerindeki kardeşlerimizin nakşibendi aczimendi yada kadiri gibi tarikatlara ayrılmaları gibi anadolu aleviliği caferi mezhebinden bir zümrenin tarikat kapısıdır..
Bilenler hakverecektir tarikat kapısı nafile ibadetin ve terbiyenin kapısıdır..
Mürşidin müridini kendi ilmiyle terbiye etmesi marifet makamına çıkan o mübarek basamakları çıkarken bir ışık bir rehber olmaktır..
Osmanlı döneminin en güçlü dönemlerinde bektaşi öğretileri rehber olarak alınmış yeniçeri ocağı bile bektaşi öğretileri temel alınarak oluşturulmuş birçok ehli-beyt alimi baştacı edilmiş kıymet verilmiştir..
Peki ne olduda birden katli vacibdir diye fetva çıktı bunları bu yorumumda anlatmak çok uzun sürecektir fakat ipin inceldiği ve koptuğu yer yavuz sultan süleyman ve şah ismail arasındaki savaştır..
Şah ismaile yönelen bazı türkmen boyları osmanlıda tedirginlik yaratmış devamı halinde tüm osmanlının şah ismaile ve iran güçlerine kayacağı endişesiyle acımasızca bir politika gerçekleştirilmiş düzinelerce iftira yalana başvurulmuş kürt alimlere katli vacibdir fermanı çıkartılıp katledilmiştir.. Bu üzücü dönemlerde anadolu alevileri kendi mezhebleri caferilikten ve imamları imam caferi sadıkdan uzaklaşmıştır.. tabiki bir kısım alevi için durum böyledir.. Tarihi mevzuatlara herkes bakabilir araştırabilir..
Aşşağıda pir sultan abdalın özellikle gizlenen bir kaç şiiirini vereceğim.. selametle..

“Pir Sultan Abdal’ım, ölürüm deme,

Kıl beş vakit namazın kazâya koma.

Sakın bu dünyâda kalırım deme,

Tenim teneşirde özüm sağdadır.”[14]

Görüldüğü gibi pir sultan abdalın 5 vakit namaz hakkındaki şiiri..
Özellikle kendine Alevi diyen bazı kötü niyetli kişiler tarafından gizlenmiş onlarca pir sultan dizesi mevcut lütfen araştıralım..

Selametle

Yorumu gönderen: Onur_devam, 17.10.2010, 18:29 (UTC):
Aşşağıdaki yazımın devamıdır..
Ehli-beyt ve Ehli-sünnet kardeştir.. Fıkhi ve itikati farklılıkları olabilir nasılki sünni mezhepleri kendi aralarındada itikadi farklılıklar gösteriyorsa örnek : Kan akarsa abdest bozulur (Hanefi) Kan Akarsa Abdest bozulmaz (Şafii) Biz Akılsızlık edecek olursak bu iki mezhepten birinin Abdestsiz namaz kıldığını söylememiz intiza ederki bu yanlıştır çünkü ikiside doğrudur nasıl doğrudur diyecek olursanız.. İmam şafii Peygamber efendimizin şavaşta olduğu dönemlerdeki hallerini örnek almıştır haliyle savaş halinde kanda akar yaralanılırda böyle bir durumda efendimiz s.a.v kan aktığı halde abdestin gerekli olmadığını beyan etmiştir ama savaş olmadığı zamanlarda mübarek eli kanadığında gidip abdest almıştır.. Burada rehber efendimiz s.a.v dir bu hale göre ikiside doğrudur..
Alevi ve sünni ilmihalindede bu derece itikati farklılık vardır..
Tekrar burdan haykırıyorum ehli-beyt ve ehli sünnet kardeştir tüm ümmetimiz kardeştir sırf bu yüzden kan döken fitne fesat eden iftira eden cahiller önce Allah c.c dan bir korkun " Bana karşı yaptığınız hataları affederim ama yaptığınız hataları kul hakkıyla ilgiliyse affedemem" buyurmuştur.. İftiralarla küfürlerle müslümanım diyen ümmetimiz evlatlarına iftira edin küfredin rezillik edin ..Kalsın bizim davamız mahşere kalsın..
Bu arada çok tartışıla gelmiş bir halifelik olayı söz konusudur.. Tam net olmayan siyasi nedenlerden dollayı halifelik sırası farklılık göstermişsede hz.ebubekir hz.ömer ve hz.osman Cennetle müjdellenmiş ve islam uğruna şehit olmuş büyük zatlardır ve Hz.Ali Diğer Halifelerin halifelik dönemlerinde her zaman yardımcı olmuş Hatta Hz.Ömer Ali olmasaydı Ömer helak olurdu demiştir..Ve hz. Ali Hz.Ömere saldırmaya kalkan müşriklerin karşısına çıkmış müşrikleri püskürtmüştür..
Yani bugün kavga eden Ümmetimiz insanları sadece ahiretlerini kararatıyorlar..
Tabiki benim niyetim burda ders vermek değil ne ilmimiz var nede bilgimiz ama bazı şeyleri görmek içinde ilim gerekmiyor.. Tüm ümmetimiz Allah c.c in İpine sarılacak inşAllah..
Fitneden fesattan uzak duralım bizler..
Es.s.a

Yorumu gönderen: Onur, 17.10.2010, 17:56 (UTC):
S.a
Şu sayfada namazı orucu savunan hiçbir zavallının namaz kılmadığına emin olabilirsiniz.. Namaz Allah c.c in hesap soracağı bir ameldir bu kepazeler namazı sorar durur ya şirkin ne olduğundan habersiz kendilerini Haşa Allah yerine koyarlar..

Şimdi gelelim benim yorumuma Alevi namaz kılarmı ? kılanıda var kılmayanıda var tıpkı sünniler gibi şimdi Sünnü kardeşler diyecekki en azından biz namazı inkar etmiyoruz ben namazı bırak Allahı inkar eden öyle sünni ateistler yazarımki buraya hatta 80 öncesi sosyalist kominist haraketin önderlerinin yüzde 90 nı sünniydi.. Şimdi biz sünnilerin veya Alevilerin namaz kılıp kılmadıklarını nasıl anlarız ? Tabikide ilmihallerine bakarak bugün 540 sayfayı geçen Alevi ilmihali mevcuttur Alıp bunu incelemeniz yeterlidir..
Nasılki Sünni ilmihaline bakıp 5 vakit namaz farzdır şöyle kılınır vs okuyup evet bak namaz var diyoruz.. Sizde bir alevi ilmihali edinin (Google) Alevi ilmihali yazın çıkar zaten.. Şimdi Alevi namaz kılarmı evet Bu namazların 17 i rekatı farz 34 rekatı ise Sünnet olmak üzre 51 rekattır.. Nasıl namaz kılmayan sünniye Müslüman denilmezse namaz Kılmayan Aleviyede Alevi denmez Çünkü Namaz Kurran-ı Kerimde Allah c.c nin Buyruğudur Hiçbir peygamber yada bir alim yada herkimse bu gerçeği değiştiremez..
Kendine sünni izlenimi verip fitne peşinde koşan Zavallılara itibar etmeyin çünkü onlarda hertürlü kötülük ve pislik mevcuttur Aksi halde Kendilerini haşa Allah yerine koyupta namazın hesabını sormaya kalkmazlar.. Birde yukarıda Sizin casusunuz ipini çekti prinizi diyen bir zavallı var Hızır paşanın kim olduğunu araştır biraz sana ip ucu vereyim Sofular köyünden gelip pir sultana mürid olmuştur kimin casusu olduğunu sen anlarsın artık.. Osmanlının kardeşlik mantığıda taht için kendi kardeşlerini kesen bir mantıktan kime ne hayır gelirki..

Yorumu gönderen: yılmaz, 23.09.2010, 14:13 (UTC):
arkadaşlar sizin bu yorumlarınızzın alevilikle hiç alakası yok,alevilik bildiğiniz gibi değildir,ne tuncelideki nede başka ilerimizdeki insanlar alevi değildir kendilerini alevi zanedenlerdir,gerçek aleviler 12 imamların soyundan gelen nusayrilerdir,sayılarıda çok azdır diğer kesimler kendilerini alevi zanedip olmayanlardır

Yorumu gönderen: part2, 05.09.2010, 11:00 (UTC):
4.Bayramla ilgili..aleviler oruc tutmuyor..bayram kutluyor..aleviler'de toplam 1 ay oruc tutyorlar..sunnilerdeki ramazan bayrami..alevilerde ismi seker bayrami..Hz. Alinin ölüm günü bayramin baslangicina denk geliyor..Hz. Ali yarali ölüm dösegindeken..yandaslarina..bunu söyler...bu günü yas kara gün diye an mayin...artik zamanim geldi.. Allah beni yanina alliyor..Peygamberin yanina gidiyorum..bu gün bayram günü..seker dagitin. bir anlamda Hz. Ali herzamanki gibi islamin bölünmemesi icin..yani sunni kardesler bayram kutlarken..karsi taraf üzülmesin diye..böyle demis. Kendisini Kalif secmediklerinde...Hz. Bekire, Osmana, yada Ömerede gidip hakini almaya calismamis...herkes biliyorki..Hz. Ali hayati boyunca hic bir savasi kaybetmemis...isteseydi güc kulanarak..Kalif olurdu
5. Alevilik Anadogulya 1300 yilarinda tam yerlesmis...yani ehlibeytden son kalanlar...kacabilenler...zamanla irana ve fas, afganistan yerlesmisler. oralarda evlenmisler..soylarini büyütmüsler...erzincan, sivas. tunceli bu illere horasandan ehylibeytin son kalanlari göc etmislerdir...pir sultan da onlardan biridir..yani soyu ordan gelmedir...kendisi sadece din adami ve sair degildir..ayni zamanda ehlibeytin bir parcasidir..hata osmanligi..peygamber soyudan gelen dedelerden pirleder vergi almamisdir..bu bugünkü tutanaklarda bile vardir..odan Dersimdeki Seh Riza...atatürk zamanina kadar..osmanliya vergi vermemistir..inönü döneminde..bu yüzden katliam yapilmisdir..
Herseyin asIrIsI iyi degildir..

Yorumu gönderen: haydar, 05.09.2010, 10:52 (UTC):
tesadüfen bu site ulastim..yorumlari okudum..bir seyler yazmak istedim..öncelikle..benim türkcem cok zayif..ondan kusura bakmayin..
andebi..ben bir alevi olarak, yazdiklarina katilmiyorum..aleviligi yanlis tanitiyorsun..kendi görüsün olsa bile..cünkü cogu sunni kardesler zaten ön yargili, senin yazdiklarin onlarin zaten düsündügünü tekrarliyor.
1. Alevilik müslümanligin köküdür..hz. muhammed dünyasini degistinde..müslümanlara bunu söyler: ben size 2 enönemli varligi geriye birakiyorum..kurani ve Ehlibeyti. Ehlibeyt demek..peygamberin ailesi ve soyu demektir..yani Hz. Fatma. Hz. Ali, torunlari Hz. Hüseyin. Hz. Hasan..yani alevilikte olan 12imam..alevilik burada basliyor...Hz. Ali secmediklerinden sonra..Peygamberin..söylediklerine uyup Ehlibeyti devam destekliyenlerdir. Ehlibeyt sonradan olunmaz..sunnilikte gibi, Ehlibeyt olarak sadece dogulur. hergelen imam da olamaz..alevilikte..imamin yeri cok yüksektir..Imam Ali dir, imam Hüseydinir..ve imam Hasandir..Dedelik ve Pirlirk vardir..yani ögretici anliminda..ama dede de herkes olmaz..soyu peygamber soyudan gelmis olmali..yani..aile büyüklerinden biri dede olmasi lazim. sunnilikte...her gelen imam olabilir...her christianda istedi zaman camiye gidip yani müslüman alabiliyor...buna bakarsaniz..alevilik daha radikal islam
2. Kuran da cami kelmesi gecmez...mescit gecer...yani cem evleri gibi..peygamber dönemide ailece duva ederdi..öylece diger aile feritlerine ögretilirdi. cami sonradan kuruldu..islamiyetin büyümesiyle..osmanlinin kilisiye karsi camileri dikmesiyle..aslinda alevilerin camile bir problemi yok..ama osmanli ve yavuz sultan selim sunni devlet anlasi oldgu icin..zamanla alici olan alevileri dislamaya devam etmisler..aslinda Hz.Muhoammed den sonra baslayan sunni shia ayrimciligini ..osmanli dahada radikal devam sürmüsdür
3. cami gibi..Namazin bicimiyle ilgili kuranda tek kelime gecmiyor..Allahla kul arasinda..her insan istedigi zaman allah konusabilir..istedigi yerdende...Hz. Ali Kurani ezbere bildigi icin..ona konusan kuran diyorlarmis..alevilier namaz kilmiyor..ama ellerini acip dize gelip allah duva ediyorlar..

Yorumu gönderen: erkek, 31.08.2010, 23:44 (UTC):
osmanlinin icine kendi ellerinizle koydugunuz casusuzu,da hatirliyormusunuz iste o casuz asti pirinizi sayin alevi vatandaslari. islamiyet size cok zor geldigi icin sizler kolayina kactiniz .acik söylüyorum sizin hic bir dinle alakaniz yok,aynen arkadasin dedigi gibi namaz yok oruc yok neden islamiyeti olmayan baska bir devlete gitmiyosunuz orada rahat ediniz mesela avusturya osmanliyi sevmez ortak bir yaniniz var iste

Yorumu gönderen: dener, 01.07.2010, 11:05 (UTC):
Hatasız ne kul vardır nede padişah.lakin bilinmelidirki türk milletini bölmek için aramıza sokulan bu fitne tuzakları yüzyıllardır kardeş kanı akıtıyor güzel memleketimizde.. yarın huzuru İLAHİ ye çıktığımızda hesabını verebileceğimiz bir ömür yaşamamız dileğiyle

Yorumu gönderen: gürdal, 27.06.2010, 17:11 (UTC):
bırakın osmanlıyı Sivas ta 93 yılında insanları yaktınız. şimdi geçmiş osmanlı hoşgörüsünden din kardeşliğinden bahsediyorsunuz. en büyük iki yüzlü sizlersiniz. ve saydığınız diğer hakaretler de sizin karakterinizin yansımasıdır. yazıklar olsun. Mahşer günü hesap sorulduğunda sakalınızın altından gülecek misiniz bakalım.

Yorumu gönderen: deniz, 25.06.2010, 06:57 (UTC):
Müslümanlıkta din için savaşmak serbest değilmi bu sizin aynı ülkede yaşadığınız insanları hiç bir sebep yokken sırf sizden farklı düşündüğü için öldürme hakkkımı veriyo eğer bu müslümanlıksa dinse kalsın ben almim. siz önce iyi insan olmayı öğreninde sonra namaz kılın oruç tutun siz zaten namaza oruça zekata güvenip binlerce günah işliyorsunuz.Allah nasıl olsa affeder.

Yorumu gönderen::05.05.2010, 17:58 (UTC)
andebi
andebi
Kapalı

NURETTİN, 05.05.2010, mantık zincirine hayran kaldım doğrusu. Allahın varığına inanmak ayrı bir şey bir dine mensup olmak ayrı bir şeydir. Bir insan evreni allahın yarttığına ve allahın varlığına inanabilir ancak herhangi bir dine mensup olup, dini inançları olmayabilir. Bu insanlara da deist denir. Allah inancı müslümanlık yokken de vardı nurettin efendi. Tabi senin ve senin gibilerin mantığı müslüman inancı dışındakilerin inancının önemsiz olduğu üzerine kuruludur. Müslüman kelime olarak islamdan olan islama inanan kişi demektir. Bir kişi islama inanıyorsa islamın beş şartına inanması ve gereğini yerine getirmesi gerekiyor. nedir bunlar? namaz kılmak, hacca gitmek,zekat vermek,oruç tutmak ve kelime-i şahadet getirmek. Söyler misin bana Hangi alevi de bunların hepsi var. Ben müslüman olmadığımı ve müslüman olmak istemediğimi de açıkça söylüyorum. Senin allaha inanan herkes müslümandır mantığınla "hayat acıdır, biber de acıdır, öyleyse hayat biberdir." mantığı arasında fark yok. kusura bakma ama komik olmuşsun. Dünya üzerinde allah inancı olup, o kadar çok dini farklılık var ki bunu ancak senin gibi müslüman zekasına sahipler anlayamaz.

Yorumu gönderen: NURETTİN, 05.05.2010, 07:42 (UTC):
Alevilik ile müslümanlığı ayırdınya.. sana söylenecek söz yoktur.. Allaha inananlara müslüman denir sen alevi isen ve müslüman değilsen neye inandığını merak ediyorum.. ???

Yorumu gönderen: halil , 26.04.2010, 20:48 (UTC):
(De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?” De ki: “Hakka Allah iletir.” Öyle ise, hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?”)YÛNUS SÛRESİ 35

Yorumu gönderen::24.04.2010, 09:22 (UTC)
andebi
andebi
Kapalı

benim sert eleştirilerim, kaan ertürk gibi aşağıda alevi inancını sapkınlık diye tanımlayanlaradır. Alevi inancına sahip bir yöreden biri olarak aleviliği müslümanlıkla bağdaştıracak bir taraf bulamıyorum. Aleviliğin kendi başına bir inanç olduğunu düşünüyorum. Kendine müslümanım diyen alevi de varsa o da zaten alevi değildir. Yüz yıllardır süregelen asimilasyonun bir parçasıdır zaten. İnsanın inancını olduğu gibi kabul eden ve inancının tarifini ona inanlara bırakan herkese saygım vardır. Tepkim karşısındakini kabul etmek yerine kendine benzetme çabalarınadır zaten.

Yorumu gönderen: alın size gerçek, 22.04.2010, 19:32 (UTC):
ANDEBİ Sevgili arkadaşım, bize iki yüzlü riyakar diyorsun tamam anladık,bize katil diyorsun onuda de, bize yobaz diyorsun onuda de ama senin öyle demen seni alçaltmaktan başka hiçbir işe yaramaz.... hakaret ediyorsun milyonlarca insanın yüce ALLAH a huşu içinde yapığı ibadete atıfta bulunarak ve kibirlenerek yere yatma diyorsun...elinden gelse hepimizi bir karış suda boğarsın işte senin insanlık ve alevilik dediğin anlayış bundan ibaret...Amma çok ölmeye meraklı insanlarsınız anlamadım gitti....bide şunu söyliyim sana demişsinki alevileri müslümanlığın içine çekiyorsunuz demişsin sayın andebi..biz sizi müslümanlığın içine çekmiyoruz siz kendinize bizde müslümanız diyorsunuz..eğer kendine müslümanım diyorsan müslümanlığın gereklerini yapmasan bile en azından kabul edersin...İŞTE ERDEMLİ DAVRANIŞ BUDUR...sünnilerdende iyiler var kötüler var
her toplumda olduğu gibi...seninde dediğin gibi herkes yaptığından sorumludur ve hesabıda kendisine yaratan tarafından sorulacaktır.....

Yorumu gönderen: 666, 12.04.2010, 17:46 (UTC):
>:( >:( :( :o 8) ??? ??? :P :- :'( ;) :) >:( :D :( :D

Yorumu gönderen: suna güler, 11.04.2010, 15:54 (UTC):
aydınlatıcı bir sayfa, hazırlayanların eline sağlık. çok yararlandım. arada bir uğrayacağım kesin.

Yorumu gönderen: antibencil, 03.04.2010, 19:52 (UTC):
Her mezhepten, her türlü dünya görüşünden, herkesin sevgiyle, duyguyla, ilgiyle ve hayranlıkla dinlediği Pir Sultan Abdal'ı seviyorum.

Yorumu gönderen: abdullah, 30.03.2010, 12:45 (UTC):
ya bune roman gibi ama coq güzel olmus ;)

Yorumu gönderen::29.03.2010, 05:00 (UTC)
andebi
andebi
Kapalı

Kaan Ertürk, 28.03.2010 23:05:38:'e yanıt: Burda alevilerin sözcüsü olarak yazmıyorum, ancak şahsi düşüncelerimdir; Alevi'leri ne kadr da müslümanlığın içine çekseniz de onların kendini ifade ediş biçiminde aslında müslümanlıktan ayrıldıkları görülür. Siz illede Alevleri Müslümanlığın içine çekmek için neden uğraşıyorsunuzki. Namaz kılmak, hacca gitmek, oruç tutmak, bunların hepsini yaptıktan sonra o kişiye Alevi denebilir mi? Son zamanlarda değil Hristiyanlaştırma, Alevileri sünnileştirme, müslümanlaştırma çabaları var aslında. Hz.Ali'nin yaşamına bakarsanız sınıf mücadelesini görürsünüz. Ezilenle iktidar mücadelesi tarihin o dönemlerinde de vardı. Bir yanda zengin kabilelerin temsilcisi Hz. muhammedden sonra gelen halifeler, diğer yanda Yoksulun temsilcisi Hz. Ali. Hz. Ali bir sui-kastle namaz kılarken öldürüldüğünde her şey değişmişti artık. Sol komünist fraksiyonlar dedğin oluşumları zaten alevi çoğunluğu oluşturmakta. Bunu sağır sultan bile biliyor. Bu nedenle değil miki bu devlet her darbe yaptığında sadece solcuları temizliyor. Ne kadar gerici yobaz, şeriatçı cemaat varsa hepsi yaşatılmadı mı? Bu devletin tek sorunu var Osmanlı'dan beri Alevileri ve Kürtleri asimile etmek. Alevi köyüne cami yapmak da nedir. Bırakın kendinize göre Alevi tanımı yapmayı. Bir inancın nasıl olduğuna o inancı yaşayanlar karar verir. Neden ille de sünni İslamın yaşam biçimini Anadolu'nun bu inanç biçimi ne dayatmaya çalışıyorsunuz ki?

Yorumu gönderen: Kaan Ertürk, 28.03.2010, 21:05 (UTC):
Andebi,

Bence Sahtekarkık konusunda yeniden düşünmelisin.Hz Ali nin adını ağzından düşürmeyen ancak Onun yaptığı hiçbirşeyi yapmayan Zümre sahtekar olmuyor ben oluyorum öylemi..Bence Siz önce ne olduğunuza karar verin.eğer Müslümanım Hz ali nin izindeyim diyorsanız onun yaptığı tek bir şeyi olsun yapın.Namaz yok,Oruç yok,Hac yok,Zekat yok ama lafa gelince Hz Alinin izindeyiz dersiniz...İşte bunun Adı ikiyüzlülüktür ,işte bunun adı riyakarlıktır.Kişinin Ateist olması beni bağlamaz her koyun kendi bacağındna asılır elbet Ancak benim onu söylememdeki amaç senin Gururla namazla Hac la işimiz olmaz deyişinize atıfta bulunmaktı, gençleriniz manen o kadar boşluktaki ya Ateist oluyorlar yada Hristiyan misyonerlerin elinde hristiyan oluyorlar. Bir Müslüman olarak elbette üzülüyorum sen üzülmüyorsan o senin sorunun..Alevi yoğun bir semtte oturduğum için Alevileri gayet iyi tanıyorum.Öyle senin bahsettiğin gibi kin kustuğum falan yok o senin algın ile ilgili.Ben sadece Son 20 yılda Özellikle Sol komünist fraksiyonların Alevi gençlerini ciddi Anlmada Dinden ve manevi Dünyadan uzaklaştırdığını düşünüyorum...

Yorumu gönderen::28.03.2010, 15:38 (UTC)
andebi
andebi
Kapalı

Kaan Ertürk, 28.03.2010 13:42:14:'e yanıt: Bu sayfada Pir Sultan Abdalı'ın yaşamını anlatmak için yazmıştım ama her nedense izleyiciler özellikle alevilik düşüncesine tahammül edemyen geri cevreler dönüp dolaşıp konuyu alevilerin inançlarını eleştirmeye getirdiler. Bunu dile getirirken de senin gibi içlerindeki kusmuğu boşaltmak zorunda kaldılar. Bir kere içki içip içmemenin değerlendirmesi kişiyle ilgilidir. Sapkınlık senin zihninde aslında. Türkiye'de yılda 1 milyar 200 milyon litre içki tüketimi var. Biraz incelersen en çok içilen bölgelerinde alevi bölgeleri olmadığını görürsün. Bunun hepsini aleviler tüketmediğine göre sadece bir aylık müslümanların ne olduğuna var sen karar ver. biz içki içtiğimizi zaten gizlemiyoruz. Edebinle, adabınla yerinde,kararında, zamanında içersen sorun yok. İçkiyi haram belleyip, ramazan geçsin diye can atan nice müslüman geçinen biliyoruz. Ateist olup olmak da kişilerin tercihi, neden zoruna gidiyorki. Alevilerin toplu halde atesit oluyormuş gibi lanse etmen ancak sizin gibi sahtekarlara yakışır zaten. Aleviler daha cem evi açmakta zorlanırken senin zihniyetindeki bu ülkede kiliseyi kim açtırı onlara. Kaldıki kilise de tanrının evi değil mi? kiliseye giden insanlar neden zoruna gidiyor senin. Senin inancının mutlak doğru olduğu ne malum. Kuran'dan önce gelen kitap incil değil mi? En son gelen kitap en doğru olan mı yani. Sen İslamı dahi doğru anlamamışsın belliki. "senin dinin sana benim dinim bana" diyen kimmiş bir araştır ondan sonra zihnindeki sapkınlıktan kurtul aslında.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Siteniz:
Mesajın:
Toplam 32 ziyaretçi (69 klik) kişi burdaydı!
 
 

Bu sayfayı beğendiniz mi?
Beğendim
Beğenmedim
İdare eder

(Sonucu göster)


 
Reklam  
   
 
   
BİLİMİN BÜYÜK ADIMLARI  
 

BİLİMİN BÜYÜK ADIMLARI
Bilimin büyük adımlarını atan bu bilginler çoğu kez burjuvaların içinden çıkmaktaydı. Örneğin Kepler öyleydi; Galileo ve logaritmanın bulucusu Napier soylu sınıfındaydılar. Üniversite çevrelerinden geliyorlardı ve öğretim üyesi idi çoğu. Ne var ki, üniversitelerle uyuşmazlığa düştüler ve çoğu kez oradan ayrılmak zorunda kaldılar. Neden? diye sorarsak, cevabı; felsefe ilahiyatın hizmetçisi, üniversite de kilisenin etkisindeydi halen diyebiliriz. Böyle olunca da, buluşlar iman için tehdit edici görünüyordu. Bundan kurtulmak için bilginler, astrolog ve hekim olarak prenslerin hizmetine giriyorlardı. Kepler imparatorun matematikçisi oldu; Harvey l. Jacques’in. Gilbert’de Kraliçe Elizabeth’in hekimi olarak görevlendirildi. Galileo’yu ise Toscana dükü korudu. İlk görev, Kopernik’in eserini sürdürmekti. Bunu Alman astronomu Johannes Kepler (1571-1630) üstlendi. Kepler Kopernik’i doğrulayan ve gezegenlerin hareketine “merkez” olarak Dünya’yı değil, Güneş’i koyan, günmerkezli görüşü yetkinleştirdi. Bir başka deyişle, görünüşlerin arkasında gizli duran gerçek hareketleri açıklamayı sonuna vardırmış ve bu hareketlerin kanunu ortaya koymuştu. Galileo Galilei (1564-1642) 1609’da, optik kanunlar hakkındaki derin bilgisine dayanıp, Hollandalılardan daha yetkin bir teleskop yaptı. 1610’da, jüpiter’in dört uydusunu buldu ve bu gezegenle uydularının gözlemi, onu kıyas yolu ile günmerkezli görüşün doğruluğuna götürdü. Venüs’ün de Ay gibi evreleri olduğunu keşfetti. Ay’ın da Dünya’ya benzediğini saptadı. Galileo hareket üzerine incelemelerini, Pisa Katedrali’nin tavanında asılı duran bir lambanın sallanmasını inceleyerek devam ettirdi ve salınımların eş zamanlı olduğunu gördü. Zaman belirtmede sarkacın kullanılabileceğini ortaya koydu. Eylemsizlik ilkesini ve hızların birleşmesi kanununu açıkladı. Aynı zamanda, ses yüksekliğinin frekansla ilgisi bulunduğunu ve müzik aralıklarının frekansla orantılı olduğunu belirtti. Titreşen telleri, rezonansı inceledi. Ve duraklı dalgaları açıkladı.
 
 
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
online
Google Pagerank Checker
Copyright © www.andebi.tr.gg.2008.her hakkı saklıdır.
andebi'deki yazılar izinsiz başka yerde yayınlanamaz.